AntikAcılar

By Grejuva

On Morg Alfabesi

Released on April 1, 2008

Thumbnail

["AntikAcılar" için şarkı sözleri]

[Giriş: Kahraman Tazeoğlu & Rüştü Asyalı]

Külüme basanlar bile utandı yaptığından

Gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu, ağlardım

Beni sevmiyordun, bilirdim

Bir sevdiğin vardı, duyardım

Bir sevdiğin vardı, duyardım


[Verse 1: Grejuva]

Şimdilerde öğrendim ben, mutluluk bi' lüks ve fazla

Tatlı bir kalbi var, acıların ta en aslında

İşte bur'dasın, yanıbaşımda çok yakın

Sesin kulaklarımda, fısıltıyla uzak kadın

Namını hak etmiş sesin kadar, zarif adın

Yüzüme felci indiren, hafifçe güldüren tadın

İçimdeki fırtınadan, sana bir damla sıçramaz mı?

İçindeki dalgada boğulmak nasip olmaz mı?

Ne düşünüyorsun? Gözlerin uzanmış semalara

Kurtul artık hudutlardan, bu memleket dardı sana

Aşk acıysa, özlemimdi acının antiği

Eski bir masaldı sanki, delirmişin seçtiği

Öpülmüş dudakların, hayatın sırrı gibi çözülmemiş

Öyle bir hilal ki, bugün görülmemiş

İç geçirdiğim zamana, diş geçirmek imkânsız

Bakmaya çekinmiş bulut, kızıl ve utanmış


[Köprü]

Zor bi' adam olduğumu söylüyo'lar

Kapalı bi' kitap gibiymişim

Bundan her zaman yakınırlar

Çok güzel bi' kadındı


[Nakarat: Grejuva]

Bilirsin, konuşamazdık ve bakışamazdık

İki hece dilimde büyür, iki gözün gözümde kalmaz

Bil ki bu semtten de taşınmıştı antikacılar

Senin gelgitindi, benim içimde antik acılar

Bilirsin, konuşamazdık ve bakışamazdık

İki hece dilimde büyür, iki gözün gözümde kalmaz

Bil ki bu semtten de taşınmıştı antikacılar

Senin gelgitindi, benim içimde antik acılar


[Köprü]

Onu çok sevdim

Sadece, sadece bunu nası' göstericeğimi bilemedim


[Verse 2: Grejuva]

Ruhumun güzelliğini sunduğumu sandığım

Camekandan bozma parlak vitrinlerim terkedilmiş

Meğerse kimse benim sunduğuma bakmamış da

Yansıyanla akislerinde, saçlarını düzeltmiş

Hâlbuki ben hep, en altında yaşadım aşkı

Onbaşım Seyit gibi, omuzlarda taşıdım

Antik acıma rağmen, duygularına acıdım

Antikacılar aldı tozlu depoya taşıdı

Şimdi o depo hep eskileri kusuyor

Ve eskiler beni çağırıyor, eskiler biliyor

Eskiden olsa kalemi itelerdim zorla

Artık yazmak istemiyorum, kalem kendi koşuyor

Gözüme değdiğinde gözün, yanakların kirazi

Ne güzel de anlatmıştı, oysa Sa'di Şirazî

Nefretle bakarsan, Yusuf'u çirkin görürsün

Varsa sevgi ucunda, şeytanı melek görürsün

Dostun uykuya çekildiği hıyanetler mevsimi

İsteksiz ve arzusuz bir teşekkür merasimi

Şimdi satın alır hepsini, eski zaman parası

Dilimizde hep eski zaman aşkları ve yarası


[Nakarat: Grejuva]

Bilirsin, konuşamazdık ve bakışamazdık

İki hece dilimde büyür, iki gözün gözümde kalmaz

Bil ki bu semtten de taşınmıştı antikacılar

Senin gelgitindi, benim içimde antik acılar

Bilirsin, konuşamazdık ve bakışamazdık

İki hece dilimde büyür, iki gözün gözümde kalmaz

Bil ki bu semtten de taşınmıştı antikacılar

Senin gelgitindi, benim içimde antik acılar

Bilirsin, konuşamazdık ve bakışamazdık

İki hece dilimde büyür, iki gözün gözümde kalmaz

Bil ki bu semtten de taşınmıştı antikacılar

Senin gelgitindi, benim içimde antik acılar